Kayıp Cennet üzerine notlar

Mayıs 28th, 2011 § Yorum yapın

İstanbul Modern’in doğa, teknoloji ve sanat ilişkisine odaklanan, küratörlüğünü Paolo Colombo ve Levent Çalıkoğlu’nun yaptığı yeni sergisinin adı Kayıp Cennet.

Serginin ismi Kayıp Cennet şüphesiz 17. Yüzyıl şairi John Milton’un ünlü yapıtına referans veriyor.  Hal böyle olunca Romantik bakış açılarına yönelik  çeşitli duruşlar seçkinin geneline yansıyor. Doğa ve kültür ya da doğa ve teknoloji karşıtlığı bir çok çalışmada yoğun bir biçimde hissedilirken, “melezlik” üzerine ya da bu ayrımı tümüyle reddeden işler de sergide mevcut.

Bu anlamda bakıldığında serginin en vurucu işlerinden Doug Aitken’in Göç isimli videosu, “evcil” olanla “vahşi” olanı yan yana getirmek olarak tanımlayabileceğimiz bildik bir yönteme başvuruyor. Aitken’ in videosunda at, bizon, kunduz, tavus kuşu ve puma gibi Kuzey Amerika hayvanlarının çeşitli motel odalarındaki görüntüleri yer alıyor. Nitekim bu keskin karşıtlığı sanatçının sinema ile büyük yakınlıklar kuran alegorik anlatımı oldukça farklılaştırıyor. Sosyolojik meseleler bir yana, hayvanların hareketleri ve mekanlar arasındaki ilişkiler, görüntülerde seçilen detaylar ve kimi zaman bilimsel bir deneyi anımsatan hayvan davranışları oldukça ilginç meselelere dokunuyor.

Francis Alys’in Gece Nöbeti isimli çalışmasında da yine benzer bir yöntemle, bir tilkinin Londra’daki Ulusal Portre Galerisi’nin içine bırakılması ile karşılaşıyoruz.  Nitekim Alys’in çalışmasını deneyselliğin ve esprinin yoğunluğu nedeniyle biraz itici buldum.

Aynı şekilde Nina Katchadourian’ın videosu da oldukça direkt bir anlatıma başvuruyor. Dayanıklılık isimli videoda “Dayanıklılık” isimli bir gemiyle Güney Kutbu’na yapılan bir gezinin küçültülmüş görüntüleri sanatçının ön dişine yansıtılıyor. Sanatçı bu esnada kıpırdamadan durmaya çalışıyor ve videodaki doğa koşullarına gösterilen mücadele ile bedeni arasında bir paralellik kuruyor. Videoyu sonuna kadar izlemeyip kendinizi bu sado-mazo ilişkiden kurtarabilirsiniz.

Nina Katchadourian, Endurance, 10-minute DVD loop, 2002

Nina Katchadourian, Endurance, 10-minute DVD loop, 2002

“Anlatı” üzerine kurgulanmış bir diğer video ise Shaun Gladwell’in Özür 1-6 isimli çalışması. Videoda bir motorsiklet sürücüsü Avustralya yollarında ezilmiş olan bir kanguru ile karşılaşır. Sürücü kanguruyu kucağına alır, onu temizler, bir süre kucağında gezdirir ve gömmek için kadrajdan çıkar. Bu durum altı kere aynı şekilde tekrar edilir. Sürücünün deri giysisi ve otoban ona kıyamet sonrası filmlerini anımsatan bir imaj vermektedir. Kaskın yüzünü gizlemesi ve hayvanların kanlı bedenleri ise seri katil filmlerini anımsatır. Bu çalışmada beni rahatsız eden ise sergi metninde “şamanistik bir ritüel” olarak tanımlanan bu durumun kullandığı bilinçli göndermelerden dolayı sinemaya, hiper-gerçek bir duruma dönüşmüş olması. “Gerçek ölü hayvanlardan” dilenen özür bir sanat nesnesine dönüştüğünde bence bağlamını ve samimiyetini yitiriyor.

Apologies 1 - 6, 2009 HD video, 16:9, stereo sound 27:10 minutes

Shaun Gladwell, Apologies 1 - 6, 2009 HD video, 16:9, stereo sound 27:10 minute

Ergin Çavuşoğlu’nun Sonsuz Okyanusta Duruş isimli çalışması ise serginin ilgi çeken işlerinden bir tanesi. Videoda yazar William Langewiesche’ nin Yasadışı Deniz isimli kitabından bir bölüm yazarın kendisi tarafından okunmaktadır. Bölümde denizde çıkan bir fırtına ve denizcilerin fırtınaya ilişkin davranışları anlatılır. Üç görüntüden oluşan düzenlemede ise bir deniz feneri, bir şato ve şehir ışıkları yer alır. Bu işi ilginç kılan, metin, ses ve görselleştirme arasındaki ilişki. Normalde, metinde ve seste görüntü eksik olduğundan izleyici hayal kurmak zorundadır. Çalışmadaki videolar ise konuyu anlatmak için kurgulanmış görüntülerden ziyade sabit kamera ile çekilmiş tek bir sahneyi gösterdiklerinden, sesin ve metnin eksikliğini korumaya, dolasıyla izleyiciyi hayal kurmaya teşvik etmeye devam ederler. (Örneğin metinde sözü edilen denizcileri hiç görmeyiz, o fenerin içinde bulundukları varsayarız vs. )

Ergin Çavuşoğlu, Poised in the Infinite Ocean (2004), three channel video installation, two channel sound. Installation view Manchester Art Gallery, Manchester, 2006.

Ali Kazma’nın video düzenlemesi ise bence serginin en başarılı işi. Çalışmada büyükçe bir mekana yan yana yansıtılmış üç video var. Soldaki video bir beyin ameliyatını, ortadaki metal çubuklar(?) üreten bir fabrikayı, sağdaki video ise bir seramik sanatçısının seramik bir vazo üretimini gösteriyor. Üç video da üretim süreçlerine başından sonuna kadar yer veriyor. Çalışma bizi zorunlu olarak üç video arasında ilişkilendirmeler kurmaya itiyor. Bu ilişkilendirmeler ise eylemlerin, materyallerin ve aletlerin benzerlikleri ya da üretim aşamalarındaki göstergelerin birbirleriyle kurdukları ilişkilerle sınırlı kalmıyor. Çalışma, ağzımızda sakız olmuş fakat sıklıkla yanlış anladığımız bir kavram olan “disiplinlerötesilik”in aslında dilsel bir mesele olduğunu, farklı sistemleri yan yana getirerek gösteriyor.Yine aynı bağlamda düşünebileceğimiz bir başka çalışma ise DesertMed. Çeşitli bilim enstitülerinin katkılarıyla üç yılda tamamlanan bu projede Akdeniz’de yer alan terkedilmiş adalar üzerindeki incelemeler ve bu adaların askeri ada, dini ada, hapishane adası gibi sınıflandırmalara tabi tutulması ele alınıyor.

Serginin orta bölümüne yerleştirilmiş ve nispeten yeni teknolojilerle üretilmiş işlerde ise doğa ve teknoloji açısından bakıldığında teknoloji ve doğanın iç içe geçtiği durumlar söz konusu.  Zaten Yeni Medya Sanatının genel olarak böyle bir tutum benimsediği söylemek yanlış olmaz.

Charles Sandison’un algoritması Darwin’in Türlerin Kökeni isimli çalışmasından metin fragmanlarını bir araya getiriyor. Mekanda uçuşan harfler biyolojik bir evrimi simüle ediyor. Çalışma Barthes’ın metinlerarasılık bağlamında söylediği gösterilenlerden oluşmuş bir yapı değil de gösterenlerden oluşmuş bir galaksidir sözünü anımsatıyor; yapısökümcü teorilerle biyolojik sistemler arasındaki ilişkileri görselleştiriyor.

Installation View: Charles Sandison: Systematic at Zabludowicz Collection

Installation View: Charles Sandison: Systematic at Zabludowicz Collection

Jim Campbell’in çalışmasında ise amatör aile videoları LED ışıkları ile duvara yansıtılıyor. Işıklar video görüntüsüyle eşdeğer bir çözünürlüğü sağlayacak sayıda olmadığından, duvarda belli belirsiz imgeler beliriyor. İşi özel kılan “bellek” ve “teknoloji” arasındaki ilişkiye çok zekice ve duyarlı bir biçimde yaklaşması. Bu çalışmanın üzerinde bir başka yazıda detaylı olarak durmayı planlıyorum.

Jim Campbell, Home Movies, 120 x 192 x 6 inches. Video installation: custom electronics, 608 LEDs.

Jim Campbell, Home Movies, 120 x 192 x 6 inches. Video installation: custom electronics, 608 LEDs.

Serginin ünlü iki ismi Pipilotti Rist ve Bill Viola’nın çalışmaları ise bana göre sergideki en bayağı işlerdi. Pipilotti Rist’in daha önce Santral İstanbul’da da sergilenen plastik nesnelerin asıldığı Elma Ağacı ve Bill Viola’nın çok bilindik videosu Anthem, kurguda yer almasa da olurmuş diye düşündüm.

Sergiden aklımda kalan çalışmalar bunlar. Kayıp Cennet, hareketli görüntü sanatının bir çok türünü içinde barındırıyor.  Video sanatı, animasyon, bilgisayar simülasyonları ve belgesel nitelikli işlerin örneklerinin bir arada yer alması hoş olmuş. Serginin benim için diğer güzel bir tarafı ise çalışma sayısının oldukça makul tutulması idi. Zira çok yorulmadan ve tüm gününüzü harcamadan bütün çalışmaları tamamen izlemek mümkün.  Henüz ziyaret etmediyseniz gidip gezmenizi tavsiye ediyorum.  Serginin kapanış tarihi 24 Temmuz.

Tagged: , , , , , , , , ,

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Bu ’ ne?

You are currently reading Kayıp Cennet üzerine notlar at buradaki.

meta

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.